GRİP AŞISI YAPILMALI MI?
Grip, İnfluenza virüsünün neden olduğu bir hastalık.
Her yıl dünya nüfusunun en az {yuzde}10’nu gribe yakalanmakta ve bunların 3-5 milyonu gribi ağır geçirmekte ve maalesef çok sayıda insan her yıl gribe bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. O halde grip basit gibi görünen zaman, zaman tehlikeli olabilecek tehlikeli bir hastalık.
Gribe neden olan influenza virüsü; hasta veya taşıyıcı kişilerin hapşırması ya da öksürmesi yoluyla kolaylıkla bulaşabilir.Hastanın kullandığı eşyalarla da bulaşabilir. Bu nedenle okulda veya aile içinde kolaylıkla yayılır. Bu nedenle birden fazla kişi hastalanır.
Özellikle küçük çocuklarda Grip sonrası gelişen zatürre, gribe bağlı gelişen ölümlerin esas nedenidir. Bunun haricinde kulak iltihabına, sinüzite neden olabiliyor. Bazen küçük çocuklar ateşe bağlı havale geçirebiliyor.
Belirtileri nelerdir?
Burun akıntısı,tıkanıklığı, öksürük, ateş, halsizlik gibi belirtileri vardır.
Bu hastalara Antibiotik verelim mi?
Kesinlikle hayır. Antibiotik bu hastalara zararlı da olabiliyor.
Aşı yapılmalı mı?
Grip hastalığı her yaş grubunda tehlikeli olabilmekle birlikte özellikle küçük çocuklar, 65 yaş üzerindeki yaşlılar, kalp yetmezliği, damar hastalığı gibi kalp hastalığı; kronik akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi herhangi bir hastalığı olan her yaştaki kişiler, AIDS, kanser gibi bir hastalık veya kanser tedavisi nedeni ile bağışıklık sistemi yetmezliği olan kişilerde grip hayati tehlike oluşturmaktadır.
Ne zaman yapalım, etkisi ne zaman başlıyor?
Eylül, ekim veya kasım aylarında yapalım.Etkisi 2-3 hafta sonra başlıyor.
Nasıl yapılmalı, Koruyuculuğu ne kadar?
Daha evvel aşı yapılmayanlara bir ay ara ile iki kere yapılmalıKoruyuculuğu 6 ay ile 1 yıl.
Koruyuculuğu ne kadar?
{yuzde}70- 90 kadar.
Kimlere yapılmamalı?
Grip aşısı 6 aylıktan küçük çocuklara, hamileliğinin ilk 3 ayının içinde bulunanlara ve ciddi yumurta alerjisi olanlara uygulanmamalıdır.
Grip Aşısı yapılan kişi Grip olur mu?
Grip burun akıntısı, ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi belirtilerle giden bir hastalık.
Bu tip semptomları yapan iki yüzden fazla virüs var.
Örneğin nezle virüsünün yüzden fazla çeşidi var.
O halde bu sorunun cevabı aşı sadece influenza virüsüne bağlı nezleden hastayı korur, diğer virüslerden korumaz. Ancak bu koruyuculuğu hiçbir zaman yüzde yüz değildir. Yapılan çalışmalarda koruyuculuğu çocuklarda {yuzde}22-91 arasında değişiyor.
Buna rağmen yapılsın mı?
Yukarda saydığım risk guruplarına yapılmalı.Ancak herkese değil.
Tedavi edilmezse bir haftada tedavi edilirse yedi günde geçer
Bu söz bu hastalık için geçerli.
Bu hastaların ateşi takip edilmeli ve gerekirse ateş düşürücü verilebilir.İstirahat çok önemli. Bol sıvı yeterli beslenme, C vitamini ve diğer vitaminleri içeren bol meyve ve sebze yararlı olabilir. Özellikle küçük çocuklarda burun sekresyonlarını boşaltmak önemli olabilir. Bunun için burun pompaları piyasada var.
Eğer 5 günden sonra çocuğun ateşi devam ediyorsa ve ek şikayetleri ortaya çıkmışsa bu takdirde zatüre, sinüzit ve kulak iltihabından şüphelenmeli ve derhal doktora baş vurulmalıdır.
Sonuç olarak Grip deyip geçmek son derece yanlış.
ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIK SORUNLARI DEĞİŞTİ Mİ?
Bölgemizde 20-25 yıl öncesine göre,çocuklarımızın sağlık sorunlarında önemli değişiklikler oldu oldu.
Bunun nedenlerinden biri anne ve baba eğitim seviyesindeki yükselmedir.
Bu konuda annelerin çok daha iyi durumda olduğunu hemen belirtmeliyim.
25 yıl evvel yaptığım bir araştırmada çocuklarımızın {yuzde} 30’unda guatr vardı.
Bugün bilinçli bir şekilde iyotlu tuz kullanımı ile bu oran çok, çok azaldı.
Ne olur hiçbir şekilde evlerde iyotsuz tuz kullanmayalım(!)
Eskiden çok sayıda çocuğumuzda Güneş Işığı yetersizliğine bağlı kemik yetersizliği görülüyordu.
Bilinçlenme, vitamin kullanımı, güneşinde insanlar için gerekli olduğu bilincine varan annelerimiz bu konuyu da halletti.
Şimdi, öğrencilerimize kemik yetersizliği bulgusu olan çocuk gösteremiyoruz.
20 yıl evvel çocuklarımızı kasıp kavuran kızamık hastalığı, aşı sayesinde tarihe karıştı.
Çocuk felci, Boğmaca aşı sayesinde tarihe karışmak üzere.
Tıpkı çiçek hastalığı gibi.
Aşılamada en büyük problem Hepatit B konusunda.
Hepatit B aşısı artık rutin olarak yapılıyor.
Ancak ülkemizde çok sayıda taşıyıcı var.
Evlilik öncesi mutlaka testler a yapılıyor. Çünkü seks ile geçebiliyor.
Eşin birinde varsa diğer eş mutlaka aşılandıktan sonra evlilik gerçekleşmeli. Her zaman taşıyıcı olarak hastalık kalmıyor bazen siroza kadar gidebiliyor.
Hepatit B’ye bağlı çok sayıda karaciğer hastası ve sirozlu var.
Menenjit aşısıofilus influenza aşısı ve zatürre aşısı olarak bilinen ancak menenjite de neden olan Pnömokok aşısı sayesinde artık menenjitlerde de önemli azalma oldu.
İshal, eskiden en çok öldüren hastalıklardan biri olduğu halde şimdi artık, bilinçlenme sayesinde problem olmaktan çok uzakta.
İshalli çocuğa her şeyden evvel bol sulu gıda ve özellikle yoğurt ayran verilmesi gerektiğini tekrar hatırlatmak isterim. 2.4.6. Aylarda yapılan ishal aşıları çocukları koruyabiliyor.
Tüberküloz hala çocuklarımızı tehdit ediyor.
Tüberkülozun önlenmesinde hastaların tespit edilip tedavi edilmesi, ilaçlarını yeterli doz ve tavsiye edilen zaman süresince kullanması son derece önemlidir.
Çünkü Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır.
Çocuklarda çok ağır seyredebilir.
Çocuklarımızı sakat bırakabilir, Öldürebilir.
Gelişi güzel düzensiz alınan ilaçlar mikropların ilaca karşı direnç geliştirmesine neden olur.
Hastalığı ağırlaştırır, çevresindekilere hastalığı bulaştırır.
İlaçlarını düzenli alan kişilerin çevresine hastalığı bulaştırma şansı hemen, hemen yoktur.
Çocuklarımızı kasıp kavurmaya devam eden hastalıkların başında solunum yolu enfeksiyonları gelmektedir.
Maalesef, çarpık kentleşme, ekonomik nedenler oturulan evlerin yetersizliği, kalabalık aileler, beslenme yetersizlikleri, hava kirliliği, evde sigara içilmesi gibi pek çok nedenden dolayı bu hastalık grubu bugün en önemli problemlerimizden biridir.
Çocuklarımızdaki solunum yolu enfeksiyonlarının dolayısı ile zatürre gibi hastalıkların en önemli nedenlerinden biri sigaranın yaptığı hava kirliliğidir.
Binlerce çocuğumuz sigaranın neden olduğu kanser ve bronşit yüzünden yetim kalmaktadır.
Alerjik hastalıklar tüm dünyada artmaya devam etmektedir.
Bölgemizdeki çocukların en az {yuzde}10’u Astım veya Alerjik Nezlelidir
Çocuklarımızın beden sağlığına dikkat ederiz de Ruh sağlığını hep ihmal ederiz.
Bu konu günümüz çocuklarının en önemli konusu.
Çocuklarının gelecekte çok iyi bir insan olmasını hangi anne baba istemez ki?
O halde çok, çok ihmal edilen bu konuda nelere dikkat edilmesi gerektiğini sıralamak isterim.
Çocuklarımızı sevelim, sevelim, sevelim
Sevebileceğimiz kadar.
Tenkit etmeyelim,ikna edelim.
Çocuklarımızı dinleyelim ve onlara cevap verelim.
Cahit KÜLEBİ’nin dediği gibi;
Bir nazlı kuştur
Çocuk dediğin
Ev ister, ekmek ister
Öpülmek, okşanmak ister.
Her şeyin gönlünüzce olması dileklerimle…
ÇOCUKLARDA ANTİBİOTİK TEHLİKESİ
Antibiotikler, bakteri dediğimiz mikroorganizmaların yaptığı otit, zatürre, boğaz iltihabı, menenjit gibi enfeksiyonların tedavisinde kullandığımız ilaçlar.
Peki, yanlış veya gereksiz kullanım söz konusu mu?
Maalesef ülkemizde çok fazla.
Türk halkının {yuzde}50’sinden fazlası her yıl antibiotik kullanıyor. Bunların {yuzde}30’ yani yarıdan fazlası yanlış kullanım.
Yani her 2 kişiden biri yanlış veya diğer tabirle gereksiz antibiotik kullanıyor.
Dünya sağlık teşkilatı verilerine göre Avrupa birliği ülkeleri arasında Türkiye birinci sırada. Bu nedenle antibiyotiklere karşı direnç ülkemizde ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerine göre 4 kat fazla. Dolayısı ile artık birçok mikroorganizma bizim antibiotiklerimizden etkilenmiyor. Çünkü dirençli
Bu şekilde giderse, gelecekte zatürreyi, meneji tedavi edemeyeceğiz.
Gördünüz mü tehlikeyi?
Dünya sağlık teşkilatı devamlı ülkeleri ve tabii ki dünya da birinci olan Ülkemizi uyarıyor
Halledin bu işi!
Yoksa çocuklarınız ve halkınız tehlike altında.
Dünyada yılda 25000 kişi yanlış antibiotik kullanma yüzünden hayatını kaybediyor. Korkunç bir rakam!
Peki, neden bu kadar çok antibiotik kullanıyoruz?
Bir kere antibiotikler eczanede recetesiz satılıyor. Her isteyen alıyor.
Avrupa birliği ülkelerinde böyle bir şey yapamazsınız, reçete isterler sizden
İkinci olarak Hekimlerimiz maalesef çocuklarımızda sık görülen viral üst solunum yolu
enfeksiyonlarının bir çoğuna antibiotik veriyorlar. Viral nedenli enfeksiyonlarda Antibotik hiçbir işe yaramaz, hatta zararlı olur.
Antibiotiklerin zararı yok mu?
Hem de çok!
Antibiotikler bağırsaklara, karaciğere, böbreğe, kalbe, beyine zara verdiği gibi yaralı mikropları öldürüp vücudun direncini azaltabiliyor, alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. Ayrıca her yıl 1 milyar liramız boşa gidiyor.
Anneler ve babalar; Çocuğunuz sık bademcik iltihabı geçiriyorsa kültür aldırmadan antibiotik kullanmayınız! Çünkü bu kadar sık antibotik kullanmanız gerekmeyebilir.
Sağlık Bakanlığının reçetesiz antibiotiklerin eczanelerde satışını yasaklama çalışmalarının olduğunu duyuyorum. Belki bu düzenleme, bizi dünya birincisi olma rezaletinden kurtarır.
BU SAYFADA KONU İLE İLGİLİ MAKALELER
1- Anne Sütü Mucizesi
2- Zeka Gelişimi ve Beslenme
ANNE SÜTÜ MUCİZESİ
Anne sütü çocuk için bir mucize. Bebek hemen doğduktan yarım saat sonra çocuğa anne sütü verildiğinde çocuğun mucizevî bir şekilde bağışıklık sisteminin oluşmasına yardımcı oluyor. Yani bir bakıma çocuk hemen doğduktan sonra aşılanıyor. Kolostrum denilen bu ilk verilen sütün bir damlası bile o küçücük yavru için altın değerinde.
6 aylığa kadar çocuklarımıza anne sütü haricinde herhangi bir ek gıda vermek doğru değil. Çünkü Anne sütü çocuğun her türlü ihtiyacını karşılıyor. Dünyada insan dışında hiçbir memeli yoktur ki yavrusunu ek gıda ile beslesin.
Çocukta burun tıkanıklığı, kulak iltihabı, ağızda pamukçuk olması, diş çıkarması gibi durumlarda çocuk memeyi reddedebilir. Annenin kokusunda değişiklik, adet görme gibi nedenler buna neden olabilir. Bu durumlarda anne sabırla çocuğunu emzirmeye devam etmelidir. Hastalık nedeni ile hastaneye yatma veya hekim tarafından çocuğun ağızdan beslenmesinin yasaklanması durumunda anne sütü boşaltmak amacı ile memesini sağmalıdır. Yoksa anne sütü kesilebilir. Ek süt verilmek zorunda kalınırsa kaşıkla vermeniz gerekir. Aksi takdirde biberon memesi çocuğun ağzını doldurduğundan anne memesi ise küçük olduğundan biberona alışır ve anne memesini almayabilir.
Anne sütünün verilmesi annenin sağlığı bakımından da önemlidir. Emziren annelerde meme kanseri, yumurtalık kanseri, osteoporoz ve kansızlık daha az görülmektedir.
Anne sütünü ne kadar süre verelim?
Yapılan çalışmalar 2 yıl kadar anne sütünün verilmesi gerektiği bugün çok iyi biliniyor. Bu sürenin kutsal kitabımız olan Kuranda aynen yer alması ayrı bir mucize.
Anne sütünün 6 aylıktan sonra faydalı olmadığı kanısı yanlıştır. Ancak 6 aydan sonra anne sütü çocuğun ihtiyacını karşılama bakımından yeterli olamamaktadır. Bu devreden itibaren yavaş, yavaş k meyve suları, sebze çorbaları, yoğurt, yumurta sarısı gibi yiyeceklere başlanmalı ve katı gıdalara geçilmelidir.
Bilindiği gibi çocuklar çiğnemeyi 6-9 aylarında öğrenir. Bu devre çocuklarımıza katı gıda vermezsek çocuk daha sonra katı gıdaları reddeder ve anne çocuğum katı gıdaları yemiyor diye yıllarca uğraşır devamlı blender de yiyecekleri ezmek zorunda kalır. Maalesef bu vakaların sayısı az değil.
ZEKA GELİŞİMİ ve BESLENME
Son yıllarda yapılan çalışmalar çocukların beslenmesi ile zeka gelişimi arasında yakın bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur.
Bir kere zeka gelişimi anne karnında başlar.
Annenin sağlıklı olması, yeterli beslenmesi, sigara içmemesi çocuğun özellikle zeka gelişimini etkiler.
Doğumdan hemen sonra çocuğun yeterli beslenmesi için olmazsa olmazlardan başında ANNE SÜTÜ gelir.
Bu yaş gurubunda Anne sütünün yerini hiçbir gıda alamaz.
Dünyada insanlar haricinde hiçbir memeli bebeğini anne sütünden başka gıdalarla beslemez.
Anne sütünün verilmemesi gereken durumlar yok denecek kadar azdır.
Bu nedenle burada yazmaya bile gerek yoktur.
İlk 6 ay D vitamini ( Günde 400 üniteyi geçmemelidir) ile birlikte anne sütü çocuğun beslenmesi ve beyin gelişimi için yeterlidir.
Anne sütü almayan veya mecburiyet durumunda Anne sütüne yakın formüllerle üretilen mamalar kullanılabilir. Ancak bunların anne sütünün yerini tutması mümkün değildir.
Beyin gelişimi için iyot, çinko, demir, omega –3 ve omega-6 gibi yağ asitleri, oleik asit, vitaminler mamaların içinde özellikle bulunmalıdır.
Pre ve probiotikler yani barsak bakterilerinin çoğalmasına neden olan veya doğrudan doğruya yararlı mikropların çocuğa verilmesi sağlığı için son derece önemlidir.
Piyasadaki mamaların hemen hepsi birbirinin benzeridir.
Ancak bu tip bir beslenme şekli pahalıdır.
Ülkemizin ekonomik şartları dikkate alındığında çocuğun beslenmesinde inek sütü de kullanılabilir.Ancak bu durumda ek gıdalara daha erken basşlanmalıdır.
Dördüncü aydan sonra itibaren eğer anne sütü yoksa YOĞURT son derece önemli bir gıdadır.
Aslında YOĞURT insanın her devresinin önemli bir gıdasıdır.
5. aydan sonra yumurta sarısı, meyve suları, meyve püreleri ve diğer katı gıdalara geçilir.
8. aydan itibaren çocuk masaya oturur deriz.
Yani her şey yer.
Bu arada çorbalara sıvı yağ ilavesini ve haftada en az bir kere balık yenmesi gerektiğini sakın unutmayınız.
İlk bir yaş içinde büyüme son derece önemli.
Beyin hiçbir devrede bu kadar hızlı büyümüyor.
Doğumdaki 35 cm den 47 cm kadar çıkıyor.
O halde zekanın oluştuğu en öneli yağ gurubu, bu yaş gurubu.
Bunun oluşması için de en önemli besin ANNE SÜTÜ
ANNE SÜTÜ MUCİZESİ
Anne sütü çocuk için bir mucize. Bebek hemen doğduktan yarım saat sonra çocuğa anne sütü verildiğinde çocuğun mucizevî bir şekilde bağışıklık sisteminin oluşmasına yardımcı oluyor. Yani bir bakıma çocuk hemen doğduktan sonra aşılanıyor. Kolostrum denilen bu ilk verilen sütün bir damlası bile o küçücük yavru için altın değerinde.
6 aylığa kadar çocuklarımıza anne sütü haricinde herhangi bir ek gıda vermek doğru değil. Çünkü Anne sütü çocuğun her türlü ihtiyacını karşılıyor. Dünyada insan dışında hiçbir memeli yoktur ki yavrusunu ek gıda ile beslesin.
Çocukta burun tıkanıklığı, kulak iltihabı, ağızda pamukçuk olması, diş çıkarması gibi durumlarda çocuk memeyi reddedebilir. Annenin kokusunda değişiklik, adet görme gibi nedenler buna neden olabilir. Bu durumlarda anne sabırla çocuğunu emzirmeye devam etmelidir. Hastalık nedeni ile hastaneye yatma veya hekim tarafından çocuğun ağızdan beslenmesinin yasaklanması durumunda anne sütü boşaltmak amacı ile memesini sağmalıdır. Yoksa anne sütü kesilebilir. Ek süt verilmek zorunda kalınırsa kaşıkla vermeniz gerekir. Aksi takdirde biberon memesi çocuğun ağzını doldurduğundan anne memesi ise küçük olduğundan biberona alışır ve anne memesini almayabilir.
Anne sütünün verilmesi annenin sağlığı bakımından da önemlidir. Emziren annelerde meme kanseri, yumurtalık kanseri, osteoporoz ve kansızlık daha az görülmektedir.
Anne sütünü ne kadar süre verelim?
Yapılan çalışmalar 2 yıl kadar anne sütünün verilmesi gerektiği bugün çok iyi biliniyor. Bu sürenin kutsal kitabımız olan Kuranda aynen yer alması ayrı bir mucize.
Anne sütünün 6 aylıktan sonra faydalı olmadığı kanısı yanlıştır. Ancak 6 aydan sonra anne sütü çocuğun ihtiyacını karşılama bakımından yeterli olamamaktadır. Bu devreden itibaren yavaş, yavaş k meyve suları, sebze çorbaları, yoğurt, yumurta sarısı gibi yiyeceklere başlanmalı ve katı gıdalara geçilmelidir.
Bilindiği gibi çocuklar çiğnemeyi 6-9 aylarında öğrenir. Bu devre çocuklarımıza katı gıda vermezsek çocuk daha sonra katı gıdaları reddeder ve anne çocuğum katı gıdaları yemiyor diye yıllarca uğraşır devamlı blender de yiyecekleri ezmek zorunda kalır. Maalesef bu vakaların sayısı az değil.
.
ÇOCUKLARDA ATEŞ TEHLİKELİ Mİ?
Ateş çocuklarda en önemli hastalık belirtisidir.
Yaş küçüldükçe ateş çok daha önemli olabiliyor.
Örnek olarak 3 yaşın altındaki bir çocukta 39 derece ateş menenjit gibi önemli bir hastalığın belirtisi olabiliyor.
Çocuğun koltuk altı ateşinin 37 derecenin üzerinde olması ateş diye tanımlanır. Ancak 38 dereceye kadar olan ateş hafif derecede ateştir. Ancak küçük çocuklarda 38.5 dereceyi geçen ateşler özellikle küçük çocuklarda çok önemsenmelidir. Bu derecenin üstündeki ateşler 3 yaş altındaki çocuklarda havaleye ( Konvulzion) neden olabilir.
Her konvulzion Menenjitin ilk belirtisi olabilir.
Çocuklarda ateş genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu nedeni ile oluşur. Eğer hastanın burun akıntısı, öksürüğü varsa ailenin diğer fertlerinde de aynı belirtiler görülürse neden viraldir. Bu hastalarda antibiotik tedavisinin yeri yoktur.
ÜLKEMİZDE MAALESEF BU HASTALARIN ÇOĞU ANTİBİTİK TEDAVİSİ ALMAKTADIR. GEREKSİZ ANTİBİTİKLERİN ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ZARARLI OLABİLECEĞİ UNUTULMAMALIDIR!!!
Çocuklarda ani Ateş, genellikle bademcik iltihabı zatürre, kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu nedeni ile oluşabilir. Bazen de Özellikle küçük çocuklarda kana mikrop karışması ateşin nedeni olabilir.
Ateş bazen hayatı tehdit eden bir hastalığın belirtisi olabileceğinde ateşin nedenini bulmak ve ona göre tedavi etmek son derece önemlidir.
AİLELER NE YAPMALI
1- 38.5 derecenin üstündeki ateşler çok önemsenmeli.
2- Yüksek Ateşin özellikle ilk 3 yaş içinde havaleye neden olabileceği unutulmamalı
3- Ateş 38 derecenin üstünde ise aileler çocuğa ağızdan ateş düşürücü verebilir, kusan çocuklara ateş düşürücü fitil kullanabilir. Ayrıca boyuna, kasıklara, çok soğuk olmayan suya batırılmış pamukla pansuman yapılabilir. Bazen soğuk kolonya da kullanılabilir.
4- Ateşi çok fazla düşürmenin çocuk için tehlike yaratacağı unutulmamalı
5- Daha evvel ateş nedeni ile havale geçirmişse evde havaleyi önleyen fitil mutlaka bulundurulmalı ve gerekirse hemen verilmeli
6- Çocuğun ateş nedeninin belirlenmesi ve tedavisi için hekime başvurmalı
7- Küçük çocuklarda diş çıkarımı sırasında ateş olabilir. Ancak bu ataş hiçbir zaman 38.5 dereceyi geçmeyeceği unutulmamalıdır.
8- Ateşli çocuğun bulunduğu ortamın sıcaklığının 24 derecenin üstünde olması ve çocuğun çok giydirilmesi ateşi yükseltebileceğinden tehlikeli olabileceği unutulmamalıdır.
ÇOCUKLARDA ANTİBİOTİK TEHLİKESİ
Antibiotikler, bakteri dediğimiz mikroorganizmaların yaptığı otit, zatürre, boğaz iltihabı, menenjit gibi enfeksiyonların tedavisinde kullandığımız ilaçlar.
Peki, yanlış veya gereksiz kullanım söz konusu mu?
Maalesef ülkemizde çok fazla.
Türk halkının {yuzde}50’sinden fazlası her yıl antibiotik kullanıyor. Bunların {yuzde}30’ yani yarıdan fazlası yanlış kullanım.
Yani her 2 kişiden biri yanlış veya diğer tabirle gereksiz antibiotik kullanıyor.
Dünya sağlık teşkilatı verilerine göre Avrupa birliği ülkeleri arasında Türkiye birinci sırada. Bu nedenle antibiyotiklere karşı direnç ülkemizde ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerine göre 4 kat fazla. Dolayısı ile artık birçok mikroorganizma bizim antibiotiklerimizden etkilenmiyor. Çünkü dirençli
Bu şekilde giderse, gelecekte zatürreyi, meneji tedavi edemeyeceğiz.
Gördünüz mü tehlikeyi?
Dünya sağlık teşkilatı devamlı ülkeleri ve tabii ki dünya da birinci olan Ülkemizi uyarıyor
Halledin bu işi!
Yoksa çocuklarınız ve halkınız tehlike altında.
Dünyada yılda 25000 kişi yanlış antibiotik kullanma yüzünden hayatını kaybediyor. Korkunç bir rakam!
Peki, neden bu kadar çok antibiotik kullanıyoruz?
Bir kere antibiotikler eczanede recetesiz satılıyor. Her isteyen alıyor.
Avrupa birliği ülkelerinde böyle bir şey yapamazsınız, reçete isterler sizden
İkinci olarak Hekimlerimiz maalesef çocuklarımızda sık görülen viral üst solunum yolu
enfeksiyonlarının bir çoğuna antibiotik veriyorlar. Viral nedenli enfeksiyonlarda Antibotik hiçbir işe yaramaz, hatta zararlı olur.
Antibiotiklerin zararı yok mu?
Hem de çok!
Antibiotikler bağırsaklara, karaciğere, böbreğe, kalbe, beyine zara verdiği gibi yaralı mikropları öldürüp vücudun direncini azaltabiliyor, alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. Ayrıca her yıl 1 milyar liramız boşa gidiyor.
Anneler ve babalar; Çocuğunuz sık bademcik iltihabı geçiriyorsa kültür aldırmadan antibiotik kullanmayınız! Çünkü bu kadar sık antibotik kullanmanız gerekmeyebilir.
Sağlık Bakanlığının reçetesiz antibiotiklerin eczanelerde satışını yasaklama çalışmalarının olduğunu duyuyorum. Belki bu düzenleme, bizi dünya birincisi olma rezaletinden kurtarır.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
ÇOÇUKLARDA ÖKSÜRÜK ZARARLI MI?
Çocukluk çağında ailelerin en çok şikâyet etikleri konulardan biri öksürük.
Öksürük, yararlı mı zararlı mı?
Yoksa bir tehlikenin işareti mi ?
En küçük bir olayda, örneğin küçük bir tükrük parçasının veya küçük bir besin kırıntısının solunum yoluna kaçması durumunda hemen öksürük refleksi devreye girip bunu dışarı atmaya çalışır.
O halde öksürük bir bakıma solunum yollarının koruyucu meleği.
Kısa süreli öksürüğün en sık nedeni üst solunum yolu enfeksiyonları.
Burun akıntısı öksürük gibi halk deyimi ile gribal enfeksiyonlar.
Bu durumda öksürük, solunum yollarının en önemli koruyucusu durumundadır.
Çünkü virüslerin veya solunum yolundaki mikropların akciğere inmesinin en önemli engelleyicisidir öksürük.
Bu durumda öksürüğü keselim mi?
Hayır.
Dünyada yapılan çalışmalar, bu durumda kullanılan öksürük şuruplarının herhangi bir faydasının olduğunu gösterememiş.
Sadece çocuğu rahatlatıcı etkileri var.
Zararları var mı?
Özellikle küçük çocuklarda zararlı olabilir.
Bu nedenle “Grip, tedavi ile bir haftada, tedavisiz bir haftada düzelir” sözü çok güzel bir sözdür.
Öksürük ateş, hışıltılı solunum ve sık soluk alma ile birlikte ise bir zatürre veya bronşitin belirtisi olabilir.
3-4 haftadan fazla süren öksürük, biz çocuk hastalıkları doktorlarını ve aileleri en çok korkutan ve endişelendiren belirtilerden biridir öksürük.
Ülkemiz bakımından değerlendirirsek uzun süreli öksürüğün çocuklardaki en önemli 3 nedeni vardır. Bunlar Astım, burun arkasından akıntı ve mideden yemek borusuna kaçak yani reflü.
Burun arkasından boğaza akıntının en önemli nedenlerinden biri allerjik nezle diğeri ise sinüzit.
Şöyle söyleyebiliriz;
Çocuklardaki uzun süreli öksürüğün {yuzde} 90 nedeni bu üç hastalık.
Tabiî ki uzun süreli öksürükte ülkemizde hangi yaş gurubunda olursa olsun Tüberkülozu unutmamamız gerekir.
Ayrıca bu günlerde hükümetimizin doğru bir kararla bir bakıma savaş açtığı sigara uzun süreli çocuk öksürüklerinin önemli nedenleri arasında yer alıyor.
Uzun süreli öksürüğün ülkemizdeki nedenlerinden bir de maalesef akciğere yabancı çisim kaçması.
Özellikle ilk 5 yaş gurubu çocuklara fındık, fıstık, leblebi, çekirdek gibi akciğere kaçabilecek yiyeceklerin yedirilmesi veya verilmesi büyük bir cehalet.
Bu nedenle hayatını kaybeden çok sayıda çocuk gördüğümü veya akciğerini kaybeden çocuk gördüğümü hemen belirtmeliyim. Bu nedenle ilk 5 yaş çocuklarına bu tip yiyecekleri vermek son derece sakıncalıdır.
Çocuk doğumdan itibaren öksürüyorsa çocuğun doğumsal bir anormalliği olabilir. Erken müdahale çocuğun hayatını kurtarır.
Öksürüğü olan bir çocuğa tanı koymak zor değil.
Artık bugün teknolojik olarak çocuğun solunum yollarını atlaslardaki harita gibi ortaya koymak zor değil.
Sonuç olarak, çocuklarda Öksürük solunum yollarının koruyucu meleği olmasına rağmen önemli bir hastalığın belirtisi de olabilir. Nedenin ortaya konup zamanında tedavi çocuk için gelecekteki sağlığı bakımından önemli olabildiği gibi hayat kurtarıcı da olabilir.
AH BİRDE ÇOCUĞUMUN ÖKSÜRÜĞÜ OLMASA!
Öksürük özellikle kış aylarında anne babaların kâbusu.
Bir hafta 10 gün süren öksürüklerin çoğunlukla nedeni viral enfeksiyonların yol açtığı grip, nezle, diğer bir tabirle soğuk algınlığı.
Özellikle bakım evleri ve okullarda çocuklar kolaylıkla infeksiyonu birbirlerine bulaştırdığından infeksiyonu geçirme riskleri artıyor.Ailenin fertlerinden birinde olunca diğerlerine geçebiliyor ve aile boyu hastalık ortaya çıkıyor.
Aşı ile korunabilir miyiz?
-Maalesef hayır
Çünkü 200’den fazla solunum yollarında enfeksiyona neden olan virüs tipi var.
Bunlardan sadece 3 tipine karşı aşı var. Özetle, aşı ile korunmak mümkün değil.
Antibiotik verelim mi?
-Kesinlikle hayır. Faydası yok. Hatta zararlı olabiliyor.
Genellikle bu hastalara tedavi verseniz de vermeseniz de bir haftada düzeliyor. Ancak bazen virüsün kendisi bronşit, bronşiolit, larenjit gibi hastalıklara yol açabiliyor. Bu nedenle doktor tarafından değerlendirilmeli.
Öksürüğü keselim mi?
-Öksürük vücudun normal bir savunma mekanizmasıdır.
Çok aşırı olmadıktan sonra çocuklarda öksürüğe müdahale etmemek gerekir.
Aksi takdirde zararlı da olabiliriz.
Öksürük şuruplarının tedavide etkinliği yok.
Ateş düşürücüler verilebilir.Bol sıvı ve iyi beslenme çok önemli
Bir hafta sonra ateşi devam ediyorsa grip sinüzite, Zatürreye, kulak enfeksiyonuna neden olmuş olabilir. Son yıllarda aşılama ile çocuklarda Pnömoni (zatürre) oranı azalsa da hastaneye yatan hastaların büyük çoğunluğunu teşkil ettiği gibi ölümlerin de büyük çoğunluğun teşkil ediyor.
Ülkemizde çocuğun öksürüğü 3 haftadan uzun sürdüğünde Tüberküloz düşünülmeli ve araştırılmalıdır. Çünkü verem hala çocuklarımız için çok tehlikeli. Maalesef her ay birkaç vaka ile karşılaşıyoruz
Öksürük 2-3 haftadan uzun sürmüşse, hışıltı ile birlikte ise hastanın ateşi olmadığı halde devam ediyorsa, tekrarlıyorsa, hapşırık, burun tıkanıklığı ve kaşıntı ile birlikte ise öksürük nedeninin allerjik olma olasılığı çok yüksek. Maalesef bu hastalarda yanlış olarak bronşit ve sinüzit tanısı ile antibiotikle tedavi edilmeye çalışılıyor. Bu son derece yanlış.
Hastanın aynı zamanda öksürükle birlikte kusması varsa gece öksürükleri artıyorsa reflü öksürüğün nedeni olabilir.
Doğuştan beri tekrarlayan öksürüğü, bronşiti olan hastaların bir kısmında hava yollarında doğumsal bir bozukluk olabilir ki bunun nedeni Kistik Fibrozis olabilir. Ülkemizde her 200-3000 doğumda bir görülmesine rağmen hastalık düşünülmediği için tespit edilemiyor ve bu hastaların çoğunluğu tanı konulmadan kaybediliyor. Tanısı ter testi ile 15 dakikada konabiliyor.
Ülkemizde uzun süreli öksürüğün en önemli nedeni ev içi hava kirliliğine yol açan sigara. Yani çocuklarımız sigara içiyor. Aileler çocuğun yanında içmiyorum diye kendini kandırıyor.
Sevgili anne ve babalar!
Kapıyı kapatmak şartı ile balkonda sigara içebilirsiniz. Bunun haricinde evde herhangi bir yerde içerseniz kapı açıldığında sigaranın içindeki 4000 zehir her yere dağılır ve çocuğunuzu öksürükten, kolay grip olmaktan kurtaramazsınız. Son olarak Çocuklarınızı yetim bırakmak istemiyorsanız sigara içmeyiniz ve kanser olmayınız.
Sonuç olarak öksürük birçok hastalığın nedeni olabilir. Bunların bekli de çok az bir kısmı antibiotikle tedavi edilebilir. Hatta antibiotik vermekle çocuklarımıza zarar da verebileceği unutulmamalıdır.
Sorularınızı ali.baki@superonline.com adresine gönderirseniz memnuniyetle cevaplarım. Mutlu ve sağlıklı günler dileklerimle.
.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
ZATÜRRE ( PNÖMONİ) ÇOCUK KATİLİ Mİ?
Ülkemizde altZATÜRRE ( PNÖMONİ) ÇOCUK KATİLİ Mİ?
Ülkemizde alt solunum yolu hastalıkları ilk 5 yaş çocuk ölümlerinin ilk sırasında yer alıyor. Maalesef her doğan 1000 çocuktan 35- 40’ı ilk 5 yaş içinde ölmekte,ölümlerin büyük çoğunluğu zatürre nedeni ile olmaktadır.
Dünyada her yıl 12 milyona yakın çocuk ölmekte ve bunların üçte birine yakını ({yuzde}28) zatürre( Pnömoniden) ölmektedir.
Ülkemizde 2 ay ile5 yaş gurubundaki çocukların ise yaklaşık {yuzde}30’una yakını maalesef bu hastalıktan hayatını kaybetmektedir.
Bu rakamlar, 5 yaş altı ölüm nedenleri arasında ilk sırayı almaktadır.
Her yıl ülkemizde 5 yaş altında 7 binden fazla çocuğumuzun pnömoni nedeni ile öldüğünü biliyor muydunuz?
O halde sorumuzun cevabına gelelim.
“Zatürre ( Pnömoni) çocuklarımızın katilidir”
Bu nedenle, sağlık bakanlığı zatürreden ölümleri azaltmak için kasım ayının son haftasını 1998 yılından beri Zatürre ölümlerinin önlenmesi haftası olarak ilan etmiştir.
Amaç nedir?
Ülkemizde çocuk ölümlerinin sayısını azaltmak.
Çocuk ölümleri ülkelerin gelişmişlik indeksini gösterdiğinden ülke prestijini de kurtarmak.
5 yaş altı ölüm hızı İtalya’da binde 4, Yunanistan, Fransa ve Almanya’da binde 5, Türkiye’de binde 35 civarında.
Gördünüz mü ne kadar mutluluk veren bir sıralama!!!
öksürük, ateş, göğüste hışıltı, nefes darlığı, göğüste ağrı ve solunum sayısının artması zatürrenin belirtileri olabiliyor.
Hemen ailelere bir kopya vereyim.
Eğer bir çocuğun ateşi varsa ilk iki ay içinde solunum sayısı dakikada 60’ın, 2- 12 ay arasında 50’nin, 1-5 yaş arasında 40’ın üzerinde ise çocuğunuzda zatürre olma ihtimali çok yüksektir.
Zatürre tedavisi hem zordur hemde pahalı tedavidir. Hasta bazen birkaç ay tedaviye ihtiyaç gösterdiği gibi operasyona gidebilir, bazen de bir akciğeri alınmak zorunda kalınabilinir.
Peki, bu çocuk katili hastalıktan nasıl korunabiliriz?
• Bebekler ilk 6 ay içinde anne sütü ile beslenmeli.
• Daha sonraki devrelerde yeterli ve dengeli beslenme çok, çok önemli
• Çocuklara ellerin iyi bir şekilde yıkaması öğretilmeli ve erişkinlerde bu konuda dikkatli olmalı.
• Çocuklarımızı grip gibi viral enfeksiyonlardan korumak ta zatürreyi önleyebiliyor.
• Sigara dumanı ile çocuklarımızı temas ettirmemeli.
Bu son madde son derece önemli.
Sigara içmezsek akciğer kanseri olmayız ve inanıyorum ki zatürre ölümlerini de önemli derecede azaltmış oluruz.
Zatürreden bir başka korunmanın yolu aşılardır.
Zatürre aşıları, artık karma aşılar gibi 2., 3., 4. aylarda yapılabiliyor ve çocuğu zatürre menenjit, sinüzit, menenjit ve kulak iltihabından koruyabiliyor.
Bunlar ( Anti- Hib) ve prevenar sağlık bakanlığının rutin aşı takviminde var. (Prevenar) yok.
Sonuç olarak Çocuklarımızın katili olan zatürre son derece de öldürücü bir hastalık.
solunum yolu hastalıkları ilk 5 yaş çocuk ölümlerinin ilk sırasında yer alıyor. Maalesef her doğan 1000 çocuktan 35- 40’ı ilk 5 yaş içinde ölmekte,ölümlerin büyük çoğunluğu zatürre nedeni ile olmaktadır.
Dünyada her yıl 12 milyona yakın çocuk ölmekte ve bunların üçte birine yakını ({yuzde}28) zatürre( Pnömoniden) ölmektedir.
Ülkemizde 2 ay ile5 yaş gurubundaki çocukların ise yaklaşık {yuzde}30’una yakını maalesef bu hastalıktan hayatını kaybetmektedir.
Bu rakamlar, 5 yaş altı ölüm nedenleri arasında ilk sırayı almaktadır.
Her yıl ülkemizde 5 yaş altında 7 binden fazla çocuğumuzun pnömoni nedeni ile öldüğünü biliyor muydunuz?
O halde sorumuzun cevabına gelelim.
“Zatürre ( Pnömoni) çocuklarımızın katilidir”
Bu nedenle, sağlık bakanlığı zatürreden ölümleri azaltmak için kasım ayının son haftasını 1998 yılından beri Zatürre ölümlerinin önlenmesi haftası olarak ilan etmiştir.
Amaç nedir?
Ülkemizde çocuk ölümlerinin sayısını azaltmak.
Çocuk ölümleri ülkelerin gelişmişlik indeksini gösterdiğinden ülke prestijini de kurtarmak.
5 yaş altı ölüm hızı İtalya’da binde 4, Yunanistan, Fransa ve Almanya’da binde 5, Türkiye’de binde 35 civarında.
Gördünüz mü ne kadar mutluluk veren bir sıralama!!!
öksürük, ateş, göğüste hışıltı, nefes darlığı, göğüste ağrı ve solunum sayısının artması zatürrenin belirtileri olabiliyor.
Hemen ailelere bir kopya vereyim.
Eğer bir çocuğun ateşi varsa ilk iki ay içinde solunum sayısı dakikada 60’ın, 2- 12 ay arasında 50’nin, 1-5 yaş arasında 40’ın üzerinde ise çocuğunuzda zatürre olma ihtimali çok yüksektir.
Zatürre tedavisi hem zordur hemde pahalı tedavidir. Hasta bazen birkaç ay tedaviye ihtiyaç gösterdiği gibi operasyona gidebilir, bazen de bir akciğeri alınmak zorunda kalınabilinir.
Peki, bu çocuk katili hastalıktan nasıl korunabiliriz?
• Bebekler ilk 6 ay içinde anne sütü ile beslenmeli.
• Daha sonraki devrelerde yeterli ve dengeli beslenme çok, çok önemli
• Çocuklara ellerin iyi bir şekilde yıkaması öğretilmeli ve erişkinlerde bu konuda dikkatli olmalı.
• Çocuklarımızı grip gibi viral enfeksiyonlardan korumak ta zatürreyi önleyebiliyor.
• Sigara dumanı ile çocuklarımızı temas ettirmemeli.
Bu son madde son derece önemli.
Sigara içmezsek akciğer kanseri olmayız ve inanıyorum ki zatürre ölümlerini de önemli derecede azaltmış oluruz.
Zatürreden bir başka korunmanın yolu aşılardır.
Zatürre aşıları, artık karma aşılar gibi 2., 3., 4. aylarda yapılabiliyor ve çocuğu zatürre menenjit, sinüzit, menenjit ve kulak iltihabından koruyabiliyor.
Bunlar ( Anti- Hib) ve prevenar sağlık bakanlığının rutin aşı takviminde var. (Prevenar) yok.
Sonuç olarak Çocuklarımızın katili olan zatürre son derece de öldürücü bir hastalık.
ATÜRRE ( PNÖMONİ) ÇOCUK KATİLİ Mİ?
Ülkemizde alt solunum yolu hastalıkları ilk 5 yaş çocuk ölümlerinin ilk sırasında yer alıyor. Maalesef her doğan 1000 çocuktan 35- 40’ı ilk 5 yaş içinde ölmekte,ölümlerin büyük çoğunluğu zatürre nedeni ile olmaktadır.
Dünyada her yıl 12 milyona yakın çocuk ölmekte ve bunların üçte birine yakını ({yuzde}28) zatürre( Pnömoniden) ölmektedir.
Ülkemizde 2 ay ile5 yaş gurubundaki çocukların ise yaklaşık {yuzde}30’una yakını maalesef bu hastalıktan hayatını kaybetmektedir.
Bu rakamlar, 5 yaş altı ölüm nedenleri arasında ilk sırayı almaktadır.
Her yıl ülkemizde 5 yaş altında 7 binden fazla çocuğumuzun pnömoni nedeni ile öldüğünü biliyor muydunuz?
O halde sorumuzun cevabına gelelim.
“Zatürre ( Pnömoni) çocuklarımızın katilidir”
Bu nedenle, sağlık bakanlığı zatürreden ölümleri azaltmak için kasım ayının son haftasını 1998 yılından beri Zatürre ölümlerinin önlenmesi haftası olarak ilan etmiştir.
Amaç nedir?
Ülkemizde çocuk ölümlerinin sayısını azaltmak.
Çocuk ölümleri ülkelerin gelişmişlik indeksini gösterdiğinden ülke prestijini de kurtarmak.
5 yaş altı ölüm hızı İtalya’da binde 4, Yunanistan, Fransa ve Almanya’da binde 5, Türkiye’de binde 35 civarında.
Gördünüz mü ne kadar mutluluk veren bir sıralama!!!
öksürük, ateş, göğüste hışıltı, nefes darlığı, göğüste ağrı ve solunum sayısının artması zatürrenin belirtileri olabiliyor.
Hemen ailelere bir kopya vereyim.
Eğer bir çocuğun ateşi varsa ilk iki ay içinde solunum sayısı dakikada 60’ın, 2- 12 ay arasında 50’nin, 1-5 yaş arasında 40’ın üzerinde ise çocuğunuzda zatürre olma ihtimali çok yüksektir.
Zatürre tedavisi hem zordur hemde pahalı tedavidir. Hasta bazen birkaç ay tedaviye ihtiyaç gösterdiği gibi operasyona gidebilir, bazen de bir akciğeri alınmak zorunda kalınabilinir.
Peki, bu çocuk katili hastalıktan nasıl korunabiliriz?
• Bebekler ilk 6 ay içinde anne sütü ile beslenmeli.
• Daha sonraki devrelerde yeterli ve dengeli beslenme çok, çok önemli
• Çocuklara ellerin iyi bir şekilde yıkaması öğretilmeli ve erişkinlerde bu konuda dikkatli olmalı.
• Çocuklarımızı grip gibi viral enfeksiyonlardan korumak ta zatürreyi önleyebiliyor.
• Sigara dumanı ile çocuklarımızı temas ettirmemeli.
Bu son madde son derece önemli.
Sigara içmezsek akciğer kanseri olmayız ve inanıyorum ki zatürre ölümlerini de önemli derecede azaltmış oluruz.
Zatürreden bir başka korunmanın yolu aşılardır.
Zatürre aşıları, artık karma aşılar gibi 2., 3., 4. aylarda yapılabiliyor ve çocuğu zatürre menenjit, sinüzit, menenjit ve kulak iltihabından koruyabiliyor.
Bunlar ( Anti- Hib) ve prevenar sağlık bakanlığının rutin aşı takviminde var. (Prevenar) yok.
Sonuç olarak Çocuklarımızın katili olan zatürre son derece de öldürücü bir hastalık.
Fakültemiz çocuk enfeksiyon bölümünde şu anda bu nedenle yatan 4 hastam var. Ayrıca Zatürre, Çocuk Göğüs Hastalıkları bölümünde, acil serviste ve diğer polikliniklerde en çok gördüğümüz hastalıklar arasında.
ÇAĞIN VEBASI VEREM
Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon veremli çocuk ortaya çıkmakta ve bu hastalıktan 400.000’e yakın çocuk ölmektedir.
Ülkemizde her yıl 100.000 kişiden 26’da Tüberküloz ortaya çıkmaktadır.
Bunu Trabzon’un toplam nüfusuna oranlarsak her yıl Trabzon’da yılda 260 yeni hasta ortaya çıkacak demektir ki bu olayın vahametini ortaya koymaktadır.
Ülke geneli olarak hesaplanırsa, yılda 16000-18000 hasta eder ki bir veremlinin yılda en az 1 kişiyi bulaştırabileceği düşünülürse tam bir felaket!
Gerçekte Ülkemizde bu oranın 35000-40.000 olduğu tahmin ediliyor.
Maalesef birçok hasta teşhis ve tedavi edilmeden sokaklarda dolaşıyor.
Ailesinin diğer fertlerini, çalışma arkadaşlarını ve en önemlisi çocuklarımızı bulaştırıyor.
Çocuklarımız için verem tam bir felaket!
Çünkü erişkinlerde çoğunlukla sadece akciğer tüberkülozu şeklinde karşımıza çıkarken çocuklarda sadece akciğer tüberkülozu olabileceği gibi İnce Verem dediğimiz Milier Tüberküloz veya Verem menenjit öldürücü şekilleri ile kendini gösterebiliyor.
Özellikle 5 yaş altı çocuklar bu yönden çok riskli
Erken teşhis ve tedavi edilmediğinde ya öldürüyor veya sakat bırakabiliyor.
Peki, çocuklar veremi nereden alıyor?
Çoğunlukla erişkinlerden
Yani Tüberkülozlu anne, baba, teyze, dede, dayı, amca… tedavi edilmediği takdirde ailenin diğer fertleri ve çocukları bulaştırabiliyor.
Tüberküloz çok yavaş seyreden bir hastalık olduğu için çabuk belirti vermiyor.
Maalesef, Ülkemizde erişkin erkeklerin en az yarısı sigara içtiğinden ve her sigara içende az çok öksürdüğünden kişi tüberküloza bağlı öksürse de nedeni sigaraya bağlanıyor, bu nedenle teşhis gecikiyor ve daha da vahimi etrafındakilere hastalığını bulaştırabiliyor. Kahve köşeleri de verem bakımından riskli.
. Hemen, hemen her ay KTÜ Farabi hastanesi Çocuk Göğüs hastalıkları ve Allerji bölümünde mutlaka bir veremli çocukla karşılaşıyoruz.
Bir çocuğun öksürüğü 3 haftadan fazla sürmesi durumunda mutlaka verem yönünden araştırılmalı.
Hastalar Mutlaka gözetim altında olmalı, ilaçlarını yeterli miktarda ve yeterli süre almalı. Aksi takdirde direnç gelişeceği için ilaçlar fayda etmez ve bu hastalar etrafı için AİDS kadar tehlikeli olabilirler.
Hastalar veya hastalık şüphesi taşıyanlar bu kurallara uymadıkları takdirde sevdiklerine ve çocuklarına çağın vebası olan tüberküloz mikrobunu bulaştırabilir.
Son bir uyarı daha Çocuk bakıcıları mutlaka Verem yönünden araştırılıp daha sonra işe alınmalı
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
ALLERJİ AŞILARI ( İMMUNOTERAPİ) ETKİLİ Mİ?
Bilindiği gibi allerjik hastalıklar ülkemizde ve özellikle bölgemizde çok sık görülüyor.
Trabzon’da 6-18 yaş gurubunda yaptığımız çalışmada Allerjik Nezle ve Astım oranı
en az {yuzde} 10. Trabzon’un ilçelerinin nüfusunu da dikkate alırsak ortalama 100.000 kişide bu hastalık var. Yani İstanbul’daki Olimpiyat stadını dolduracak kadar.
Ancak bu hastaların büyük bir kısmı teşhis ve tanısı konmadan tedavisiz yaşıyor.
İşin ilginç tarafı devamlı antibiyotik alıyorlar.
Çünkü bu hastaların ya devamlı olarak burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı gibi şikayetleri var yani devamlı grip durumundalar, ya da devamlı öksürüyorlar veya nefes darlığına giriyorlar. Bunların birçoğu gereksiz yere devamlı antibiyotik tedavisi alıyorlar.
Çok sayıda annesi hemşire olan hastas görüyorum.
Nerede ise çocuklar birbirlerinin kopyası gibi.
“Hocam Çocuğumun devamlı nezlesi ve öksürüğü var. Bıktım perişanım,Çocuğum antibiyotik çuvalı oldu”
Hastaları muayene ettiğimde ve testleri yapıldığında ikisinin de allerjik nezlesi ve astımı olduğunu ve ev tozuna karşı alerjisi olduğunu tespit ettim. Tedavilerini verdim ve hastalar düzelmeye başladı.
Yani hemşirelerin çocukları gereksiz yere devamlı olarak antibiyotik tedavisi almışlar.
Düşünebiliyor musunuz bunlar hemşire hastası.
O zaman sağlık personeli olmayan halk ne yapacak?
Bunun cevabını da siz verin.
Allerjik nezle ve astım doğru tedavi edildiğinde çocuğun tüm şikâyetleri düzelebiliyor.
Spor sahil her şeyi yapabiliyor. Hatta olimpiyat şampiyonu bile olabiliyorlar.
Çünkü ilaçlar çok etkili ve yan etkileri iyi ayarlandığı takdirde hemen, hemen yok.
BAŞKA TEDAVİLER VAR MI?
Bütün tedavi programlarında dünya sağlık teşkilatının önerdiği tedavilerden biri olan AŞI TEDAVİSİ ( İMMUNOTERAPİ) var.
Bunlar ev tozu, polen, mantar sporu veya arı alerjenlerinden oluşuyor.
Bir alerjen örnek ev tozu, vücuda girdiğinde iki yol takip ediyor.
Biri allerji yolu, diğeri allerjik olmayan yol.
Aşı, bu alerji yolunu kapatıyor ve olay alerji yapmayan yöne yöneliyor.
Yani su baştan kesiliyor.
İyi seçildiğinde hastalar devamlı ilaç almaktan kurtuluyor ve şikâyetleri ortadan kalkıyor.
Herkese yapılabilir mi, Hayır
5 yaşından evvel yapılmıyor. 40 yaşından sonra etkisi yok gibi ve ağır astımlılara yapılmıyor.
Arı alerjisinde immunoterapinin {yuzde} 100lere yakın başarısı var.
Diğerlerinde başarı {yuzde} 90’dan fazla.
AVRUPA’DA ve DÜNYADA ALLERJİ AŞISI KULLANILIYOR MU?
Şimdi sıkı durun.
Yıllar evvel, bizim alerji derneğinin de üyesi olduğu Avrupa Allerji derneği üyesi bir profesörün İmmunoterapi konusunda GOTEBORG’ta verdiği bir konferanstaki slâydının resmini çektim.
Bilgisayarımda var.
Bu slâyda dayanarak hangi ülkede yılda ne kadar alerji aşısı kullanıldığının rakamlarını vereceğim.
ABD 1.500.000 HOLLANDA 80.000 BELÇİKA 20.000
FRANSA 900.000 AVUSTURYA 70.000 YUNANİSTAN 10.000
ALMANYA 800.000 PORTEKİZ 45.000
İSPANYA 400.000 İSKANDİNAVYA 35.000
POLONYA 140.000 TÜRKİYE 25.000
Şimdi bu tabloya iyi bakın!
Bizim kadar nüfusa sahip Almanya ve Fransa’da kullanılan aşı miktarı bizden takriben 35 kat fazla.
Televizyona çıkıp Avrupa’da ve dünyada aşı tedavisi kaktı diyenler bunun cevabını nasıl verecekler.Veremezler.
Ayrıca dünyada aşının etkinliğini kanıtlayan çalışmaları yapan önemli araştırıcılardan biri bir Türk hekimi. Prof. Dr. Cezmi AKDİS ( Zürich üniversitesi öğretim üyesi).Ülkemizde de aşının etkin olduğunu gösteren önemli çalışmalar var.
Sonuç olarak İmmunoterapi dediğimiz aşı tedavisi, allerjik hastalıkların tedavisinde hastalığı tedavi eden bir tedavi metodudur.
Hastaların çoğu iyileşmekte ve ilaç tedavisinden kurtulmaktadır.
ÇOCUĞUM ASTIMLI MI?
Tekrarlayan öksürük nöbetleri, hışıltısı olan çocuk ailelerinin en büyük endişesi Çocuğum astımlı mı?
Buna cevap vermek her zaman kolay değil.
Ancak bazı belirtiler ve ip uçları bize tanı bakımından kolaylıklar sağlar.
1- Anne vaya babada astım oluşu önemli bir risk
2-Küçük çocukta Atopik Dermatit veya halk arasında egzema denen hastalığın oluşu büyük bir risk.
3- Herhangi bir enfeksiyon olmadan çocuğun nefes darlığına girmesi ve astım ilaçlarına kolay cevap vermesi astımı düşündürmeli.
4-Çocuğun allerjik nezleli olması (hapşırık, burun tıkanıklığı, akıntısı)
Önemli bir bulgu
5-Mevsimle değişen nefes darlığı şikayetleri astımı düşündürebilir.
6- Koşma veya egzersiz ile şikayetlerin artması önemli olabilir.
7-Sık, sık tekrarlaması ve sağlıklı devrede çocuğun şikayetlerinin olmaması önemli bir bulgu.
8- Allerji testlerinde allerji çıkması nefes darlığı olan çocukta astım tanısını hemen hemen koydurur.
9-İlk 3 yaş içinde tekrarlayan hışıltıların büyük bir çoğunluğunun 3 yaşında düzeldiğinin bilinmesi gerekir.
ASTIM KORKULACAK BİR HASTALIK DEĞİLDİR.
İYİ TAKİP ve TEDAVİ EDİLDİKLERİNDE SPOR DAHİL HER TÜRLÜ FAALİYETLERİ YAPABİLECEKLERİ, NORMAL HAYATINI SÜRDÜEBİLECEKLERİ VE DÜZELEBİLECEKLERİ UNUTULMAMALIDIR
Astımlı Hastaların Olimpiyat şampiyonu olabildiğini özellikle hatırlatmak isterim.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
HEPATİT ÇOCUKLAR İÇİN TEHLİKE Mİ?
Hepatit halk arasında sarılık diye bilinen bir hastalık.
A, B, C, D, E, G gibi tipleri var.
Bunlardan en sık görüleni A ve B tipleri.
Bölgemizde yaptığımız çalışmalarla gösterdiğimiz gibi maalesef 18 yaşına kadar çocuklarımızın {yuzde}98’ geçirmiş oluyor. Yani hemen, hemen tamamı Batı Avrupa ülkelerinde bu oran {yuzde}10’nun altında.
Şunu sorabilirsiniz?
Peki, biz niye farkında değiliz.
Çünkü birçoğu özellikle küçük çocuklarda sarılık olmadan halsizlik iştahsızlık, karın ağrısı ve bazen kusma şeklinde seyrediyor ve kendiliğinden düzeliyor.
Çok nadir olarak karaciğer yetmezliğine neden olabiliyor.
Özetle Hepatit A küçük çocuklarda hafif seyrediyor. Ancak büyük çocuklarda ve erişkinlerde tehlikeli, karaciğer yetmezliği yapabiliyor.
Gaita ile ağızdan alındığından ( Fekal-Oral yol) bizim gibi ülkelerde çok B… yendiğini gösteriyor. El temizliği korunmada çok önemli.
Tabi ki ülkenin hakkında da bir bakıma bilgi veriyor!!!
Hepatit A’nın aşısı var. 12-18 aydan sonra 6 ay ara ile iki kere yapılıyor. Koruyuculuğu çok yüksek.
Eğer kişi daha evvel geçirmemişse her yaşta yapılabiliyor
Hepatit B çoğunlukla taşıyıcılık yapabilen ancak bazen de kronikleşebilen, siroza gidebilen hatta Karaciğer kanseri yapabilen bir hastalık.
Maalesef taşıyıcılık oranı toplumumuzda en az {yuzde}10
Taşıyıcı ne demek;
Hasta değil, ancak kanında mikrobu taşıyan demek.
Peki, bulaştırıcı mı?
Bu hastalık kan ve seks yolu ile ya da bulaşmış aletlerin kullanımı ile geçtiğinden
( Aynı jileti kullanma, kulak delicileri, aynı iğne ile enjeksiyon yapma… gibi) bulaştırıcılığı kolay değil.
Ancak eğer eşlerin birinde varsa, eşine bulaştırması mümkün olduğundan sağlam eş mutlaka aşılanmalı.
Hatta daha a ileri gidilerek evlilik öncesi kontroller yapılıp gerekirse aşı yapılmalı.
Eğer annede hepatit B varsa doğumda çocuğuna doğumda geçebilir.
Bu nedenle çocuğa derhal koruyucu serum ve aşı yapılmalıdır.
Çünkü çocukta hepatit B çok ağır seyredebiliyor.
Bilindiği gibi sağlık bakanlığımız bu aşıyı doğumdan itibaren uyguluyor.
Ancak erişkinlerdeki ve okul çocuklarında durum belirsiz.
Bir bakıyorsunuz kapıyı çalıyor.
Tabiî ki çaresizlik başlıyor.
Çok, çok üzücü tabloların yaşandığına bizzat şahit oldum.
Benim takip ettiğim anneleri Hepatit B olan 3 kardeş kronik hepatit idi ve aile bir bakıma çaresizdi.
Sonuç olarak Hepatit B aşı ile önlenebilen çocuklarımız için tehlikeli bir hastalık. Yalnız en az 3 aşı yapılması gerekli.
Hepatit C, Hepatit B gibi kan yolu ve seks yolu ile geçen bir hastalık.
Yine Hepatit B gibi kronik Hepatite ve siroza neden olabiliyor.
Yani ATATÜRK’ÜMÜZÜN hastalığına.
Dializ hastaları, sağlık personeli B ve C hepatiti yönünden risk altında.
Bu hastalığın maalesef aşısı yok.
Bu konuda hekimler, diş hekimleri, laboratuar ve hastane personeli çok riskli.
Sevindirici tarafı hepatit B kadar yaygın değil.
Hepatit D hepatit B ile birlikte oluyor. Çocukluk çağında çok nadir.
Hepatit E, G virusları ile de hastalık oluşabiliyor.
Hepatit E gebelerde ölüme neden olabiliyor.
Maalesef Hepatit A ve B’ni haricindekilerin aşısı yok
Sonuç olarak çocuklarımızı hepatit yönünden mutlaka değerlendirilmeli ve aşılanmalıdır.
ÇÜNKÜ HEPATİT HER YAŞTA OLDUĞU GİBİ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ÇOK TEHLİKELİ BİR HASTALIK!
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
ÇOCUKLARDA KUSMA ÖNEMLİ Mİ DİR?
Kusma başlı başına bir hastalık olmaktan ziyade bir hastalığın belirtisidir.
Yaş gruplarına göre kusmanın nedenleri değişse de genellikle ishal, Karaciğer hastalıkları, sarılık, bağırsak tıkanıklığı, ülser gibi sindirim sistemi hastalıkları ve zehirlenme kusmanın en sık nedenidir. Özellikle ilk bir yaş içinde bazen sık olabilen bazen da önemsiz derecede olan Reflü kusmanın en sık görülen nedenlerinden biridir.
Ateşli bir çocuk kusuyorsa bu durum bir menenjitin belirtisi olabilir. Yine beyinde su toplanması, beyin tümörü kusmanın diğer nedenleri arasındadır..
Ağır enfeksiyonlar, böbrek hastalıkları ve özellikle küçük çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları kusmanın nedeni olabilir.
Kusmanın önemli nedenleri arasında zehirlenmelerin yanında alınan ilaçlardır. Herhangi bir nedenle tedaviye başladıktan sonra eğer hastanın kusması başladı ise hastanın alınan ilaçlara bağlı kusmasının olabileceği unutulmamalıdır.
Kusan her çocuğun mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilip nedeninin bulunması gereklidir. Ezbere verilecek bir tedavi esas hastalığı gizleyebilir ve çocuğun ölümüne neden olabilir.
Anne ve babalar ve hekimler bu konuda çok dikkatli olmalıdır.
Sevgilerimle.
ÇOCUKLARDA İSHAL
shal gaitanın sık ve sulu olmasıdır.
Bebeklerde kilo başına günde 10 gr, çocuklarda ise kilo başına 200 gr dışkı çıkarılması
anormal bir durumdur.
İ shalin sıklığının ve miktarının yanında yeşilimsi, kanlı, yağlı, mukuslu olup olmadığı, gıda artığı içerip içermediği önemlidir.
Özellikle anne sütü alan küçük çocuklarda gaita hafif sulu ve sık olabilir. Bu durumda gaita sarı renkte ve üzerinde küçük altın renkte tanecikler varsa çocuğun ishali yok demektir. Maalesef bazen bu durum ishal zannedilip çocuklara ishal tedavisi uygulanmakta antibiotik verilmekte sonuç olarak çocuk gerçekten ishal olmaktadır.
Çocuklarda ani başlayan ishalin en sık nedeni rota virüs denen enfeksiyondur. Bilindiği gibi bu enfeksiyonun aşısı vardır ve 2 aylıktan itibaren uygulanmalıdır. Bu hastalara antibiotik vermek çoğunlukla ishalin uzamasına neden olur. Bunun dışında tifo, dizanteri gibi hastalıklarda da ishal görülebilir.
Eğer hasta kusmuyorsa bol su, sulu gıdalar, yoğurt, ayran, elma suyu, muz, patates püresi, yağsız pirinç pilavı tedavi için yeterlidir. Yoğurtun en iyi ishal ilacı olduğu unutulmamalıdır. Kusuyorsa serum takılması gerekli olabilir.
İshalin sıklıkla nedenlerinden biri besin zehirlenmeleridir. Uzun süre bekletilen yumurta ve diğer yiyeceklerle oluşabilir. Hastalarda ishalin yanında hastalarda kusma ve karın ağrısı vardır.
Kısa süren ishallerde ailelerin en çok dikkat etmesi gereken çocuğun su kaybıdır. Çocuğunun dilinin kuruması, bıngıldağının ve göz küresinin çökmesi su kaybının önemli belirtisidir. Su kaybı çocuğun şoka girmesine neden olabilir.
İshal 15 günden fazla sürmüşse buna biz kronik ishal diyoruz. Bu durum yenidoğan ve bebeklerde Kistik Fibrozis gibi doğumsal bir nedene bağlı olabileceği gibi İnek sütü veya soya alerjisine bağlı olabilir.
Ayrıca ülkemizde buğday, yulaf, arpa, çavdar gibi besinlerin yaptığı gluten enteropatisine bağlı Çölyak hastalığı ishalleri ve Giardia gibi parazitlere bağlı ishaller sıklıkla görülmektedir. Çocuklarda nadir olarak inflamatuar bağırsak hastalıkları kronik ishalin diğer nedenleri arasındadır. Bu nedenle hastaların dikkatle incelenmesi gereklidir.
Ülkemizde gereksiz yere sık kullanılan antibiotiklerin bağırsak florasını bozarak ishale neden olması sıklıkla rastlanan bir durum olduğunu özellikle belirtmek isterim.
Çocuklarınız ile birlikte mutlu ve sağlıklı günler dileklerimle.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir.
konu basliklari en yakin zamanda guncellenecektir....